Kategoriler
Genel

Hobilerim

  • Seyahat etmek

İZMİR

ANTALYA

  • Müzik Dinlemek

Sweater Weather

Yol

Yakamoz

  • Kitap Okumak

Serenad (Zülfü Livaneli)

Serenad Özet

Maya, 1965 doğumlu bir çocuk anası dul bir bayandır. Yıllardır İstanbul Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler bölümünde çalışır ve görevi yabancı konukları en iyi şekilde ağırlamaktır. Bir gün ondan Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması istenir.

Maya, profesörü karşılamaya havaalanına giderken bu yaşta bir adamın neden geldiğini merak eder. Maya, elinde profesörün isminin yazılı olduğu kağıt ile beklerken, beklediğinin aksine yaşını göstermeyen gayet yakışıklı bir beyefendi kendisini beklediği kişi olarak tanıtır.

Profesör 1939-42 yılları arasında İstanbul’da yaşamıştır ve o zaman da kaldığı Pera Palas Hotel’inde kalmak ister. Maya, Profesörü kalacağı hotele yerleştirir.

Bir sonraki gün Profesör’ü almak için hotele gittiğinde Profesör’ün ayrıldığını öğrenir fakat Maya’nın dikkatini hotelin önündeki beyaz araç çeker. Aynı araç dün de oradadır ve Maya aracın kendisini takip ettiğine dair şüphelenir fakat fikir saçma geldiği için Üniversite’ye geri döner. Üniversiteye geldiğinde Rektör onunla görüşmek ister. Bu talebe çok şaşıran Maya’yı bir süpriz daha bekler. Takip ettiğini düşündüğü kişiler Rektör ile birliktedir ve Maya’dan Profesör’ün her hareketini takip etmesini isterler.

Maya tekrar hotele döndüğünde Profesör Wagner ile karşılaşır. Profesör ondan yarın sabah 5’te onu almasını ister. Maya profesörü sabah aldığında profesör Şileye gitmek istediğini söyler. Maya bu soğukta orada ne yapacaklarını pek anlamaz ama yine de profesörü istediği yere götürür. Gittiklerinde profesör sahile iner ve kemanını çıkartarak serenad yapmaya başlar. Böyle saatlerce bekler ve Maya daha fazla dayanamayarak profesörün yanına gider. Maya gördüğü karşısında şok olur. Profesörün elleri mos mor olmuştur ve donmak üzeredir. Bunun üzerine acilen profesörü arabaya taşır ama araba çalışmaz. Bunun üzerine sahildeki çalışmayan hotele götürür. Profesör “sutma, sutum, struma” diye sayıklar. Profesör donarak ölmek üzeredir ve Maya ne yapacağını bilemez. Önce profesörün sonra da kendi elbiselerini çıkartarak kendi vücut ısısı ile onu ısıtmaya çalışır ve başarılı da olur.

Profesör hastaneye kaldırılır ve bir süre hastanede tedavi görür. Bu sırada da Maya’nın peşini MİT, Fransız ve Alman istihbarat servisleri bırakmaz. Maya internet üzerinden profesör hakkında bilgiler öğrenir ve daha fazlası için profesör ile konuşmak için hastaneye gider. Hastaneye geldiğinden doktordan profesörün 6 aylık ömrü kaldığını öğrenir.

Maya profesörü hastaneden alır ve ona sayıkladığı struma’nın ne olduğunu sorar. Profesör bunun üzerine Maya’ya hikayesini anlatır.

Profesör katolik bir aileden gelir fakat yahudi birine aşık olur ve onunla evlenir. Karısı evlendikten sonra adını değiştir ve başka bir şehirde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Hitler yahudileri öldürmeye başlar ve bunun üzerine ikili kaçacak yer arar. Arkadaşları vasıtası ile Türkiye’nin türlü mesleklere profesör kabul ettiğini öğrenir. Yola koyulduklarında Alman polisi onları yakalar ve karısı kaçırırlar. Profesör İstanbul’a yalnız gelir ve karısını kurtarabilmek için her türlü yola başvurur. Sonunda muradına erer ve karısı Filistin’e giden bir gemiye binerek İstanbul’un yolunu tutar. Fakat gemi Şile yakınlarında durdururlur ve kimsenin gemiyi terk etmesine izin verilmez. Türkiye gemiyi kabul etmez. Filistin de İngiltere’nin baskısı ile gemiyi kabullenmez. Profesör her gün Şile sahiline giderek karısına kavuşmayı hayal eder fakat bür gün büyük bir patlama duyulur ve gemi batar. Rusya bir denizaltıdan atılan füze ile gemiyi batırmıştır. Bunun üzerine profesör bir şok geçirir ve hastalanır. Tedavisi için Amerika’ya gider.

Struma olayı İngiltere, Rusya, Türkiye ve Almanya devletleri için bir kara sayfadır ve her devlet profesör olayın üzerine gider diye korkmaktadır. Bu yüzden onu takibe almışlardır fakat profesörün tek amacı karısının öldüyü yeri ziyaret ederek serenad yapmaktır.

Profesör hastaneden çıktıktan sonra Amerika’ya geri döner. Yaşananlardan sonra Maya işten kovulur. Bir gün Maya Amerika’dan bir paket alır. Paketi Profesör Wagner göndermiştir ve içinde profesörün kemanı ile birlikte çevirisini yapması için bir kitap vardır. Maya çeviri ile uğraşırken Amerika’dan bir haber daha gelir. Wagner çok hastadır ve Maya’yı görmek ister. Maya’dan ölmeden önce son bir arzusu vardır. Arzusunu belirttikten sonra da hayata gözlerini yumar. Maya profesörün son arzusunu yerine getirir ve naaşı yakılan profesörün küllerini Şile’den denize döker. Böylece serenad sona ermiştir.

İnci (John Steinbeck)

Kitap Özeti:

Balıkçı Kino, karısı Juana ve bebeği Coyotito ile bir kulübede yaşamaktadır. Bir gün bebeği akrep sokar. Juana zehiri emer ve tükürür. Dr. a götürürler. Ama Dr. ve onun soyundan gelenler Kino ve halkına daima kötü davranmışlardı. Şimdi de Dr, . Kinoyu parası yok diye kabul etmiyor. . Evde yok dedirtiyor. Kino da kanosuna gider. Denizden aldıkları yosunu akrebin soktuğu yere sürerler. Sonra inci aramaya çıktılar.

Kino dünyanın en büyük incisini buldu. Bunu satacak, Juana ile kilisede nikah töreni yapacak, Coyotitoyu okutacaktı. Artık açlık diye bir dert olmayacaktı. Herkes bunu kıskandı. Dr. hemen bebeği görmeye geldi. İlaç içirdi. Bebek kusmaya başladı. Vücudundaki zehiri atmaya başladı. Gözkapağının içi de mordu. 1 saat sonra Dr. bebeğin durumunu tekrar görmek için geldi. Dr. un burnu para kokusunu almıştı. Kino inciyi satıp, vizite borcunu ödeyeceğini söyledi. Daha sonra inciyi kulübede toprağın içine gömdü. Bu şiltenin altıydı. Gece biri kulübelerine inciyi çalmak için girdi. Kino çakısını aldı. Savurdu. O kişi kaçtı, Kino da yaralandı.

Ertesi gün Kino inciyi satmaya karar verdi. Bunun için hazırlandı. Bütün kasaba halkı onları izliyordu. Kardeşi Juan Tomas ise yanında idi. İlk tüccar inciyi inceledikten sonra onun için’’hilkat garibesi, yalancı altın’’ deyip onu kandırmaya çalıştı. Bu arada dükkana 3 tüccar daha çağrıldı. İncinin büyüklüğü karşısında şaşkındılar. Ama hiç renk vermediler. Ve gülünç fiyatlar verip inciyle alay ettiler.

Başkent’te satacağım dedi Kino. Gece birleri Kino’nun kulübesinin önüne gelip onu öldürmeye çalıştı. Juana artık korkuyordu.

‘’Bu inci lanetli, o bizi mahvetmeden biz onu yok edelim’’diyordu.

Sabah Kino uyanmadan onu denize atmaya çalıştı. Kino son anda yetişip, engel oldu. Ve Juana ya korkunç bir tekme attı. Ben erkeğim, ben bilirim diyordu. Bu inci bulunalı beri insanların karakteri değişmiş, belalar peşlerini bırakmamıştı. Dönüşte biri Kinoya saldırdı. Kino çakısını çekerek ona savurdu. Bilmeden, canını kurtarmak için onu öldürmüştü.

Bu arada inciyi düşürmüştü. Oysa kendilerine doğru gelmekte olan Juana incinin parıltısını bir taşın ardında fark etmiş hemen almıştı. İnci halen onlarındı.

Bu arada Kino da yaralandı. Juana olayı gördü. Cesedi sazların arasına sakladı. Acele oradan gitmeleri gerekiyordu. Kino ;Juana’ ya Coyotıto’ yu ve evdeki bütün mısırı alıp gelmesini söyledi. Kendisi de sendeleyerek kanosuna gitti. Kanoyla gece denize açılıp kaçacaklardı. Üstelik bir de adam öldürmüştü. Fakat kanosuna kocaman bir delik açılmıştı. Evine gitmeye karar verdiğinde kendisine doğru koşarak gelen juana ve kucağında Coyotito yu gödü. Kulübesinden dumanlar yükseliyordu.

Evini ateşe vermişlerdi. Hemen sessizce kardeşinin evine sığındılar. Dostları Kino’nun ailesiyle kulübenin içinde olduğunu düşünüyordu. Küller içinde kemik aramaya başladılar. Kino ağabeyisinin de başını belaya sokmak istemiyordu. Tomas kimse şüphelenmesin diye evden çıkıp komşuların arasına karıştı. Kino gitti artık. Denize açıldıysa çoktan boğulmuştur demeye başladı. Bu arada her komşudan bir şeyler ödünç alıp eve getiriyordu. Gece olunca sessizce kulübeden çıktılar. Vedalaştılar. Ve yola (bilgi yelpazesi. com) koyuldular. Bu inci Kino’nun hayatı olmuştu artık.

Ondan vazgeçemezdi. Gece olunca yola çıktılar. Rüzgar izlerini yok ediyordu. Yönlerini kuzeye ayarladılar. Gece boyunca yürüdüler. Sonra korunaklı bir kuytuluk buldular. Bir süre dinlendiler. Bu arada Kino dağ avcılarının peşinde olduklarını anladı. Hızla batıya yöneldiler. Orası dağlıktı ve izlerini kaybettirebilirlerdi.

Kino tek başına yola devam etmeye karar verdi. Amacı avcıları peşine takmak ve ailesinin güvenliğini sağlamaktı. Juana ve Coyotito saklanıp sonra kuzeye Loreto veya Santa Rosalia’ya gidecekti. Ama Juana buna karşı çıktı. Beraber olmalıydılar. Birlikte sarp kayalara tırmanmaya başladılar.

Gölgede kalan bir yarığa yöneldiler. Su bulmaları gerekiyordu. Sonunda suya ulaştılar ve kana kana içtiler. Sonra Kino 3 benek gibi ilerleyen iz sürücüleri gördü. Peşlerindeydiler. Tırmanmaya devam ettiler. Bir mağaranın içine gizlendiler. Kino gece olunca iki avcının uyuduğunu birinin de nöbet tuttuğunu gördü. Onları teker teker öldürmesi gerekiyordu.

Önce beyaz giysileri dikkat çekmesin diye soyundu. Ve kayalardan sessizce inmeye başladı. Bu arada bulundukları mağaradan bir ağlama sesi geldi. Sonra da tüfeğin sesi duyuldu. Kino avcıları öldürdü ama geç kalmıştı.

Mağarada kötü şeyler olmuştu. Kulağına felaket sesi geliyordu Kino’nun… Aile La Paz kasabasına geri döndü…Juana’nın şalının içinde Coyotito vardı…Şalın üzerinde de kurumuş kan izleri. Doğruca deniz kıyısına gittiler…İnci artık griydi. . Onu suya fırlattılar çünkü artık onu istemiyorlardı çünkü inci onlara sadece felaket getirmişti…

  • Film İzlemek

Titanic

Arrival

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.